|
Kişi Başına Düşen Milli Gelir lafını sık sık duyarız.
Bu: Ülkenin bir yılda ürettiği toplam değerlerinden her bir
vatandaşa (kelle başı) düşen pay demektir.
Kağıt üzerinde kalsa da, bu rakam, ülkelerin zenginlik
göstergelerinden en önemlisidir. Mesela IMF nın 2006
raporuna göre, Dünya da en yüksek gelir Lüksembourg
da (85.444-$) dır. Onu 71.674-$ ile Norveç izler. Türkiye
de ise bu rakam 5.202-$ dır. (Komik ama gerçek ;)
İşte bu sihirli rakam, ay başında birden bire 7.500-
Dolar oluverdi. Nasıl olduğu önemli değil ama,
vatandaş sabah 2.300 dolar daha zengin !! uyandı. Tabii,
bu rakam da kağıt üzerinde olduğundan kimse bir fark
göremedi. Zengin oldun diyen kurumlara, gazetelere mi
yoksa cebindeki olmayan milli gelirine mi inansın bilemedi.
Her ne kadar uzun zamandır bekleniyorduysa da Dilovası
Halkı da bir sabah İLÇE olarak uyandı. Herkes de tatlı
bir heyecan, garip bir başarmışlık! Hali vardı daa….
Orta da değişen bir şey yoktu. Herkes etrafa baktı
durdu, acaba bir şey değişti mi diye…
Belki ileride somut birkaç şey görebileceğiz. Ama bu
durumun yansımalarını kısa zamanda görmeyi beklemek
yanlış olur. Asıl konu ise; yerleşkelerin tabelalarının,
idari atlastaki adının değişmesi değil, orada yaşayan
insanların kafalarının değişmesidir. Sadece insan
sayısı da yetmez. Bakırköy’ün nüfusu, Ortadoğu ve
balkanlardaki illeri bırakın bir çok ülkeden bile çoktur,
ama ilçe dir. Demek ki; ilçe olmak başka bir şey…
Bir kere sosyal yaşam, üretim, konum,
nitelikli nüfus ve -her ne kadar tasvip etmesem de-
siyasi nüfuz bakımından belde ve köy kalıplarını aşmak
gerekir. Düşünce ufuklarının dar ve sığ değil, engin ve
geniş olması lazımdır. Öyle olmalı dır ki, başkalarının
düşünemediği, hatta, hayal bile edemediği şeyleri
gerçekleştirebilelim.
Orta da bir realite var. Dilovası ilçe
olmuştur. Nasıl oldu, neden oldu, niye oldu ları bir
tarafa bırakmalıyız. Demek ki , az önce sıraladığım
bir çok şey gerçekleşmiş ki ilçe olunmuş. İtiraf
etmeliyim; bu konuya en umutsuz bakanlardan biri de
bendim. Hatta gazetemizin Gen. Yayın yönetmeniyle
hep takışırdım. O, ısrarla “Dilovası İlçe olacak,
olmalı” dedikçe ben gülerdim. Şimdi o gülüyor.
Gülsün… Tüm halk gülmelidir bence. Etrafında ilçe
aramaktansa, her bir birey, kendi içinden çıkardığı
değerlerin tezahürü olan bu payenin hakkını
vermelidir. Nasıl ilçe olunur , daha önemlisi ilçe olmak
nasıl hak edilirmiş gösterilmelidir cümle aleme… Her
şeyden önce tüm ülkeye yayılmış kötü şöhretin kirli
izleri silinmelidir. Gazetelerin üçüncü sayfalarında yer
alan ne kadar kötü olay varsa, hepsiyle anılmış olan
bir Dilovası, yine aynı gazetelerin baş sayfalarında,
ama bu kez; sanat, spor, eğitim vb
konularda çıkardığı şampiyonlarla, birinciliklerle,
ödüller le yer almalıdır. Tv.lerde yapılan haberleri
izleyenler, ağızları açık şekilde “burası orası mı ?”
demelidirler…
Bunları kim mi yapacak? Tabii ki Dilovası’nı ilçe
olmaya müstehak hale getirenler, sizler yani…
Tekrar hayırlı olsun.
|