|
|
YORUMLAR |
||
|
|||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||
|
Geçmiş zaman olur ki hayali Cihan değer... Beyninde
düşüncelerinin ayak sesini duyan tek canlı türü insanoğludur...
Şöyle geri dönüp bıraktığım izlere baktığımda gerçekten Dilovası'nın çevre adına altın çağını yaşamışız diyorum kendi kendime. Her çeşit meyvenin yetiştiği bağların olduğu, tertemiz akan iki dere arasında kurulmuş olan Dilovası'nda şimdiki gençlere masal gibi gelecek bir yaşam vardı . Kirazların bolluğundan ve iriliğinden dallar kaldıramaz yerlere eğilirdi. Şeftalilerin lezzeti Bursa şeftalisini aratmıyordu. Elma bağlarında bin bir çeşitte ve lezzette elma vardı. Üzüm bağları ah o üzüm bağlarındaki çavuş üzümleri bir salkımı doyururdu insanı Eynerce deresine fındık toplanmaya , tepelere yemiş yemeğe gittiğimiz yorulup derenin temiz suyundan içtiğimiz günler. Ya ceviz ağaçları, ayva , incir ağaçları cevizleri toplayıp kına gibi ellerimizin boyanmasına aldırmadan misket gibi dizer oynayışımız sıra halinde dikilmiş incir ve ayva ağaçlarında tarzancılık oynayıp oklar yapıp tepeler tavşan avlamaya gidişimiz. Gündüzleri kızıldericilik oynayıp geceleri geçmeye korktuğumuz zeytin bağları. Belediye binasının olduğu yer ceviz ve kiraz bağıydı. Orhan Gazi Mahallesinin büyük bir bölümü zeytin ve kiraz bağıydı . Cumhuriyet Mahallesi ise incir ve ayva ağaçları çoktu. - Kentleşmenin getirmiş yapılaşma düzeni sonuçu Dilovası'ndaki güzelim bağların yerlerini bu gün sanayi kuruluşları ve buna paralel olarak binalar almıştır. Bu kentleşme sisteminde görülen temel yanlışlık sanayi ve yerleşim yerlerinin tamamının modern kentleşme unsurlarını taşımamasıdır. Çarpık bir yerleşim düzeni ve yeşil alanların avuç içi kadar kaldığı bir görüntü ortaya çıkmıştır Dilovası'nda.-
o zamanlar Dilderesi temiz ve coşkun akardı. Hem balık tutar hem yüzerdik. Kocaman balıklar yakalardık, hoş, küçük de olsa balıklar gene de eve getirir, kızartır, yerdik. Ne tatlı gelirdi o balıklar. Daima tarihi Mimar Sinan Köprüsünün yukarısında yüzerdik. Su temiz, dere balık yönünden bereketliydi. Derenin kenarındaki elma bağlarıysa çocuklara ekmekti. Su kirliliği yok denecek kadar azdı. Kendi yaptığımız basit oltaların ucuna solucan takar dakikalarca pür dikkat işaret çubuğunun balık tarafından suyun altına çekilmesini beklerdik. Benim için Dilderesi'nin bir başka önemi ise Azrail'in ilk göz kırptığı yer olmasıdır. Çünkü boğulma tehlikesi atlatmıştım. İşin üzücü tarafı bir kaç insanımızın Dilderesi'nde boğulmasıdır. - Bir çok insanın hatırasının olduğu doğal zenginliği olan Dilderesi, bugün kötü sanayileşmenin vermiş olduğu zararlar yüzünden can çekişir duruma gelmiştir. Dilderesi'nin piknik alanları yapılacak bir kaç noktası vardır, biraz ilgi ve bakımla buralar halkın mesire yerleri yapılabilir. -
o zamanlar şimdiki gibi kocaman marketler yoktu bir kaç tane bakkal vardı. Bu bakkallardan bir tanesi de Ali dayı idi. Bize yaz aylarında karpuz taşıttırırdı. Dükkanın önünden kanal geçerdi, düşenler sizin derdi bizde. Çocukluk işte yaz sıcağının vermiş olduğu hararet ile mahsustan bir kaç tane fazladan kanala karpuz düşürürdük. Bunu anlıyan Ali dayı bizi kovalar, biz de kanaldaki karpuzları topladığımız gibi çimenlikteki kuyunun yanına gider karpuzları afiyetle yerdik. Hesap makinesi nedir bilmez, eğitimi az olmasına rağmen kafasından hemen hesaplardı uzunca rakamlar topluluğunu, bilmezdi kredi kartını zaten o zamanlar kredi kartı yoktu hep veresiye yazardı, ay sonrası ise kalınca gözlüklerini takar arada bir gelen müşterilerin yüzüne gelenin kim olduğunu anlamak için bir iki saniye baktıktan sonra aylık hesapları yapardı. - Kapital sistemin ruhuna etki edemediği bir kaç kişiden biridir Dilovası'nda Ali dayı. Ticaret hayatına mütevazı başlayıp halen mütevazı bir şekilde devam eden Ali dayı ticari olarak elinde imkan bulunmasına rağmen büyümek istemedi. Büyük mü düşünemedi yoksa kapital sistem ruh dünyasına mı uymadı bilemeyiz. -
O zamanlar sular evlere bağlı değildi, mahalle aralarında sokak çeşmeleri vardı.Yanılmıyorsam Dilovası Özel Polikliniği ile Ufuk Market arasındaki yolun başlangıç noktasında bir tane, Belediye binası'nın karşısındaki İsmail Kamber'e ait evin bulunduğu noktada da bir tane, son olarak da Eynarca deresinin kenarı ile Kandıralıların mahallesinde sokak çeşmeleri vardı. Bunun yanında Yahya Kaptan Lisesi'nin az aşağısında ve bazı evlerin bahçesinde tulumbalar vardı. Su aksın diye dakikalarca kolunu indirir kaldırırdık..Meydandaki kahvenin olduğu yerde bir su deposu ve Belediyenin alt tarafında duvarları taştan örülmüş derince su kuyusu vardı. Kavgalar olurdu sıra yüzünden, o çeşmelerde saatlerce dedikodular yapılır, yeni dostluklar kurulurdu. Sabah ezanı ile uyanıp koca bidonlar elimizde sıra kapmaya giderdik çeşme başlarına, bilhassa yaz aylarında bu çeşmelerden akan sular da azalır veya hiç akmazdı böyle durumda insanlar koca bidonları kamyonlara veya traktörlere yükler ya Akpınar'a yada başka noktalara su getirmeye giderdi. Zamanla tankerlerle su satan insanlar boy göstermeye başladı su yüzünden salgın hastalıklar yaşandı. - Dilovası insanı tavuk çiftliklerinin atıklarıyla kirletilmiş Dilderesi'nin gübreli suyunu az içmedi...Dilovası'nda artık eskisi gibi su sorunu görülmemektedir. Dilovası insanı geçmişte su adına çok rezillik ve sıkıntı çekmiştir. -
o zamanlar ne çevre kirliliği ne de insan kirliliği bu kadar etkindi daha dilimize nerde çokluk orda... söylemleri düşmemişti. Az insan öz insanlar vardı, herkes birbirini tanır, ne yaptığını bilirdi yardımlaşma ve paylaşma daha fazlaydı. Dilovası önüne gelenin geldiği bir mekan değildi. Çevre beldelerde Dilovası adına bu kadar kötü imaj oluşmamıştı. Nüfus az olduğu için yapılaşma da azdı. Evler genelde bahçe içinde en fazla iki katlıydı. Bizim evde o zamanlar iki katlı bahçeli idi, bugün Dilovası'nın en merkezi noktasında olan evimiz o zamanlar bağların içinde bir kulübe görüntüsündeydi, önünde zeytin, çeviz, kiraz ağaçları vardı. Kümesimiz, kümesimizde hindi ve tavuklar vardı. Ceviz ağaçlarına tahtalardan kulübe yapar içinde yatardık. Hindilerimiz bazen yumurtlayacakları zaman kaçar şimdi beş katlı kursun olduğu tepeliklere gider çalıların içine yumurtlardı her taraf ormanlık olduğu için çalıların içindeki yumurtaları zar zor bulurduk, bazen bulamaz aylar sonra kuluçkadan çıkmış yavrularıyla hindi gelir bizi bulurdu. - İşin realitesine baktığımız zaman hızlı bir nüfus artışının olduğu bir beldede yapılaşmanın getireceği sonuçlar günümüz tabiriyle bağ, bahçe, ağaç dışarı (aut) sıra halinde dizilmiş beton yığınları ise içeri (In) olacaktır. İşin dramatik yanı kuruluş yıllarında her tarafı yeşil alan olan Dilovası'nın son halinin yeşil alan fakiri, park alanları yetersiz bir belde olmasıdır. -
O zamanlar M.Zeki Obdan ilkokulundan başka modern okul yoktu. Siyah önlükler giyerdik, bir de beyaz yakalık taktık mı hepten Beşiktaşlı olurduk. Yeni yapılan okulun yerinde merdiven vardı. Buraya dizilir, hatıra fotoğrafları çekinirdik. Lisenin olduğu alan teneffüslerde futbol oynadığınız yerdi, oynamak istemeyenler yolun öbür tarafındaki ormanlık alanda gezerdi. Ayrıyetten kümes gibi bir tane ortaokul vardı. Burayı bitirenler lise için ya Gebze tarafına yada İzmit taraflarına yol alır ulaşım zorluğu yüzünden yollarda perişan olurlardı. Şimdiki gibi onbeş dakikada bir araba yoktu. Öğrenci olanlar zaten hep motor üstü giderdi. - Bugün yıkılması planlanan M.Zeki Obdan İlkokulunda bir çok insanın ortak anısı vardır. Bir çok sosyal donatı merkezinden yoksun olan beldede bu okul yıkılmayıp kütüphane olarak hizmet vermesi en mantıklı olandır. Dilovası'nın kurulmaya başladığı yıllarda yetişen gençlik, bir çok konuda olduğu gibi eğitim konusunda da çok sıkıntı çekmiştir.-
O zamanlar TEM otoyolu yeni yapılıyordu yürüyerek TEM üzerinden Gebze'ye giderdik. Esas trafik yoğunluğu E-5 üzerinde olurdu E-5 karayolunun kral olduğu zamanlardı ne canlar almıştır E-5 bir Anakonda yılanı gibi Dilovası ve Diliskelesi arasında uzanan yol her gün bir kaç kişiyi mideye indirirdi E-5'e çıkmak cesaret isterdi. Ne minibüsler ne de belediye otobüsleri vardı yollarda, Gebze'ye gitmek bile sorundu. İstanbul veya İzmit'e gitmek isteyenler Adapazarı ( Sakarya ) otobüslerine binerdi Atankardeşler, Gülhanlar ve İtimatlar önde gelen markalardı otobüsler 303 kapılar kendinden açılır kullanıma yeni yeni geçiyordu kapılardan sarkan mavinler yarış halinde müşterileri havada kapıyordu. Dilovası adı yerine mavinler " İzocam'da inecek var mı?" diye soruyor uyduruktan demir bir durak İzocam fabrikasının karşısında duruyordu. Yanında çınara benzer büyükçe bir ağaç önünden ip gibi E-5'in üzerinden sıkışık vaziyette arabalar geçiyordu. - Bu güne kadar bu yolun üzerine adam gibi bir köprü veya alt geçit yapılmamıştı. Şimdi bir tane köprümüz var ama duyarsız insanlarımız hala yoldan geçmekte ısrar ediyor. Eski saltanatı kalmasa da E-5 Dilovası'nın kaderini değiştiren yoldur çünkü ellili yıllarda bu bölgeden bu yol geçirilmeseydi bu bölgeye ne fabrikalar ne de insanlar gelirdi. - O
zamanlar cayır denilen düz ve ağaçlık alan vardı. Bugün jokey
plastik fabrikasının olduğu yerde. Cayır,
o zamanlar bir çok sosyal aktivitenin
gerçekleştirilmesini sağlayan doğal bir ortamdı. Öğrencilere
piknik
alanı olduğu gibi , gençler futbol
sahası, orta yaşlara güreş
gösterilerinin yapıldığı bir alan. Dilovası'nın her kesiminden
insanlar bu alana gelir maç
yapardı. Bazen panayırlar
düzenlenir, eğlence merkezleri kurulur halk
eğlenirdi. - Bu alana
modern futbol tesislerinin kurulacağı söylendi. Siyasetçiler
tarafından defalarca sonra gidip Dilovası'nın çıkışına
suni bir saha yaptılar bu doğal mekan da bilinçli
veya bilinçsiz sanayicinin kucağına itildi.- o zamanlar o zamanlarda kaldı. Fiziki olarak tabi ki o zamanlara dönmek imkansız. AMA düşünsel olarak her şey geri dönüp hafızalarımızda bırakılan izleri takip etmeye bakar. Siz de SALLAYIN BAKALIM SAKSILARINIZI NE DÜŞECEK DİLOVASI'NDA YAŞANMIŞLIK ADINA ELLERİNİZE. Fotoğraf veya yazı olarak katkılarınızı bekliyoruz.---diloatk@hotmail.com--- |
||||||||||||||||||||||||||||
| |
||||||||||||||||||||||||||||
| ©2005 A.T.K Tasarım • Site içeriği izin alınmadan kullanılamaz. | E-Posta:diloatk@hotmail.com | • Sayfa Başı ^ |